Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Nazım İmar Plan notları Hakkında
Duyurular

Akdeniz Caddesi'nde yeni açılan Diyanet Binası'nda esnaf ve iş adamlarımızla 26 Aralık 2015 Cumartesi günü saat 10:00'da tanışma - kaynaşma kahvaltısı yapılacaktır.


İstanbul Hava Durumu
Döviz Bilgieri
Merkez Bankası Döviz Kuru
  ALIŞ   SATIŞ
USD 3,5850   3,5915
EURO 3,9093   3,9163
       
Namaz Vakitleri
Özlü Sözler
Bir insana yapılacak en büyük kötülük, ona umut verip sonra hiçbir şey olmamış gibi gitmektir. Friends
Anket
Tarihi Yarımada İçin Yapılan Çalışmaları Yeterli buluyormusunuz


 
Sitemizi Tavsiye Ediniz
Sitemizi arkadaşlarınıza tavsiye ederseniz memnun kalırız.
 
  
Tüccar Peygamber Hz. Muhammed
 

Tüccar Peygamber Hz. Muhammed (s.a.v.)

 

            Değerli okurlarım,

            Allah nasip ederse, siz değerli işadamlarımızla ayda bir yazılarımızla buluşacağız. Burada İslâm ekonomisi, hukuk, sosyal ve siyasal meseleler üzerinde durmaya çalışacağız. Tabii ki yeri geldiğinde güncel meseleler de konularımız arasına girecektir.

            Bu yazımızda âlemlere rahmet olarak gönderilen ve peygamberler halkasının son zinciri Hz. Muhammed (s.a.v.)’in tüccarlığı üzerinde duracağız. Bilindiği üzere peygamberler, Allah’ın seçilmiş ve değerli kullarıdır. Onlar gerek peygamberlik öncesi ve gerek peygamberlik sonrası Allah’ın koruması altındalar. İnsanı değerli kılan Yaratıcımız, bize değer vererek hem kitaplar hem de peygamberler göndermiştir. Kendi dinine inanıp inanmama noktasında da insanları serbest bırakmıştır. Dileyen iman eder dileyen iman etmez, bu konuda kimseye zorluk ve baskı yapılmaz.

            Hz. Muhammed (s.a.v.)’in peygamberlik öncesi hayatı oldukça mazbut, sakin, efendi ve güvenilir bir şahsiyet olarak geçmiştir. Sekiz yaşına kadar Kureyş’in güçlü lideri dedesi Abdulmuttalib’in yanında yetişmiş, sonra da Haşimoğulları’nın lideri amcası Eb Talib’in eğitiminde geçmiştir. Peygamber 12 yaşındayken ticaret yapan amcası Ebu Talip ile Şam yolculuğuna çıkmıştır. O zamanlar Mekke’nin güçlü ve zengin aileleri kuzeyde Şam ülkesine güneyde Yemen ülkesine ihracat ve ithalat yapıyorlardı. Bu ticaret kervanları yüklü paralar kazanıyordu. Arabistan Yarımadası’nda bulunan Kureyş kabilesinin gücü de bu ekonomik çarkı çok iyi çalıştırmasından geliyordu.

            Peygamberimiz 20 yaşından sonra da Mekke’nin güçlü ticaret kervanına sahip zengin iş kadını Hz. Hatice (r.a.)’nin şirketinde göreve başladı. Bir nevi orada genel müdür veya CEO görevi üstlenmişti. Onun bu göreve gelmesinden sonra Hz. Hatice (r.a.)’nin kazancında da çok büyük artışlar meydana geldi. Peygamber kuzeyde Şam, güneyde Yemen ihracat ve ithalatını yapıyor. Mekke’den götürdükleri malları Şam’da satıyor, oradan ihtiyaçlarını alıp Mekke’ye getirerek burada sartıyordu. Böylece çift yönlü kazanç sağlanmış oluyordu. Bu durm peygamberlik gelinceye kadar devam etti. Böylece rahat bir kazançla evinin geçimini yapıyordu. Yirmi beş yaşında işvereni Hz. Hatice (r.a.) ile evlendikten sonra da statüsü değişiyordu. Artık Mekke’nin zenginleriyle de dost olmuştu. Bu zenginler Hz. Ebubekir, Hz. Osman b. Affan, Hz. Talha b. Ubeydullah, Hz. Zübeyr b. Avvam, Hz. Sad b. Ebi Vakkas, Hz. Abdurrahman b. Avf (r. anhum) ve benzerleriydi.

            Peygamberin Hz. Hatice (r.a.)’den dört kız iki erkek olmak üzere altı çocuğu olmuştu. Bunları güzelce yetiştirmiş ve kızları evlendirmişti. On beş yıl sonra peygamberlik geldiğinde bu peygambere ilk iman eden zengin ve işveren Hz. Hatice (r.a.) annemizdi. Sonra başta Hz. Ebubekir (r.a.) olmak üzere diğer zengin ve tüccar arkadaşları olmuştu. Başta Hz. Hatice olmak üzere bu tüccarlar, mallarını Allah yolunda ve peygamberin izinde giderek harcamışlardı. Hatta Hz. Hatice (r.a.) ve Hz. Ebubekir (r.a.) vefat ettiklerinde miras bırakacak bir şeyleri kalmamıştı. Çünkü bu mallar, peygamberin davet ve tebliğ faaliyetlerinde, Müslümanların işlerinde  erimişti. Allah için infak etmek ve sadaka vermek için yarışıyorlardı.

            Müslümanlık Mekke’de bu tüccarların harcamalarıyla peygamberliğin liderliğinde organize olmuştu. Peygamber de bütün kazanımlarını Müslümanlar ve davet işleri için harcamıştı. Öyle ki Medine’ye hicret edeceği zaman deveyi Hz. Ebubekir’den borç almıştı.

            Peygamberimiz (s.a.v.), Medine’ye hicret ettikten sonra Yahudilerin ekonomik pazarını ve müşriklerin pazarını gördü. Hemen ticarete uygun bir yer seçerek Müslümanların ekonomik pazarını açtı. Orada vergi alınmamasını ve malların uygun satışa arz edilmesini talep etti. Böylece Müslümanların pazarı çok gelişti ve ticarette ileri boyutlar kazandı. Bu pazarın denetimiz için Hz. Ömer b. Hattab ve bir kadın sahabiyi görevlendirdi. Kendisi arada bir denetime çıkıyordu. Bir gün bir buğday çuvalına elini daldırdığınde ne görsün, üst tarafı kuru alt tarafı nemli çıktı. Bunun sebebini satıcıya sorunca ikna edemeyen cevap aldı Bunun üzerine şöyle buyurdu: “Bizi aldatan bizden değildir.” Yani peygamber yolundan ve Müslümanların davranış biçiminden uzaklaşmış, demektir. Onun için aldatmak haram, aldanmak da günah sayılmıştır.

            Peygamberimiz ticaretle ilgili çok önemli altın kurallar koydu. Böylece asırlarca Müslümanlara öncülük eden İslâm ekonomisinin temelleri Medine’de atıldı. Ticaret yapanları da överek şöyle buyurdu: “Dürüst ve güvenilir tüccar peygamberler, sıddîklar ve şehitlerle beraberdir.”[1]

            Bu kuralları baştacı eden Müslüman tüccarlar, peygamberin yolundan yürüyerek İslâm dinini dünyanın dört bir yanına yaydılar. İşte güvenilir ve dürüst tücccarlar eliyle Endonezya, Malezya, Hindistan, Pakistan, Bangladeş, Filipinler, Moro, Mynmar, Türkistan ve birçok bölgede İslâm kabul edildi. Bugün Asya’da toplam bir milyardan fazla Müslüman, tacirlerin doğru alışverişleriyle ve iffetli tutumuyla İslâm’a girmiştir. Afrika’da Somali, Habeşistan (bugünkü Etiyopya) ve Kuzey afrika ülkelerinin bir kısmı da tüccarlar eliyle İslâmiyeti seçmiştir. Netice itibarıyla günümüzde iki milyara yaklaşan Müslüman nüfusun çoğunluğu tüccarların güzel ahlâkı, iffeti, doğru davranışı ve davetiyle İslâm ile müşerref olmuştur.

            Göründüğü üzere bu güzel örneklik günümüz Müslüman tacirlerin de yapması gereken bir örnekliktir. Bu açıdan baktığımızda onlara büyük görevler düşüyor. Hem ticaret yapıp kazançlarını helal yoldan sağlayacaklar hem de dürüst davranarak İslâm’a davet görevini yerine getirecekler. Ne mutlu güvenilir tüccarlara! Ne mutlu helal kazanç peşinde koşanlara!

            Gelecek yazmızda buluşmak ümidiyle,

            Selam, sevgi ve saygılarımla...

Dr. Mehmet ÇELEN


[1] Tirmizi, Buyû’, 4.

 



Dr. Mehmet ÇELEN        Okunma Sayısı: 317


Yazdır

 
 Münir EGELİOĞLU
 Kıymetli Mehmet kardeşim, bugüne kadar göstermiş olduğun başarılarının, burda da aynı şekilde devamını temenni eder, kolaylıklar dilerim. MÜNİR
 

 A CANAN DOLANBAY
 ALLAH RAZI OLSUN HOCAM
 


Yazarın Diğer Yazıları



Üye Giriş Paneli
E-posta:      
Şifre:        
Şifremi unutum
Aidat Borcu Sorgulama
   
 
Günlük Gazeteler
Sponsorlarımız
Ziyaretçi Bilgileri
Bugün: 19
Dün: 21
Toplam: 8913